roads with traffic

Marshall Boya olarak geçmişin güvenini geleceğin ihtiyaçlarıyla buluşturuyoruz.

August 12, 2026

1. Ülkemizin en köklü ve güven duyulan markalarından biri olan Marshall Boya'nın sahip olduğu köklü geçmişini ve AkzoNobel'in global vizyonunu aynı potada nasıl bir araya getiriyorsunuz? Bu noktada, taşıdığınız miras; AkzoNobel'in küresel vizyonu ve sürdürülebilirlik hedefleriyle birlikte geleceğe nasıl yol alıyor?

Türkiye boya sektörünün öncü ve köklü markalarından Marshall olarak 1954 yılından bu yana yaşam alanlarına renk katıyoruz. Marshall'ın en büyük gücü, köklü bir yerel marka olmasının yanı sıra dünyanın lider boya ve kaplama şirketlerinden biri olan AkzoNobel'in global bilgi birikimi ve vizyonundan beslenmesi. Bir tarafta Türkiye'de 70 yılı aşkın süredir tüketicinin güvenini kazanmış, sektörüne yön vermiş bir marka mirası var; diğer tarafta ise 80'den fazla ülkede faaliyet gösteren, inovasyon ve sürdürülebilirlik konusunda öncü bir küresel organizasyonun deneyimi bulunuyor.

Ben bu iki gücü birbirini tamamlayan unsurlar olarak görüyorum. Marshall'ın Türkiye pazarını çok iyi tanıyan çevik yapısını, AkzoNobel'in teknoloji, Ar-Ge ve sürdürülebilirlik alanındaki uzmanlığıyla buluşturduğunuzda ortaya son derece güçlü bir değer önerisi çıkıyor.

Bugün artık boya sektörünü yalnızca renk ve dekorasyon perspektifinden okumuyoruz. Tüketiciler daha sağlıklı, daha dayanıklı, daha fonksiyonel ve çevresel etkisi daha düşük çözümler talep ediyor. Biz de Marshall'ın geleceğini tam olarak bu eksende şekillendiriyoruz. Önümüzdeki beş yıllık yol haritamızı da bu anlayış üzerine kuruyoruz. Yapay zekâyı talep planlamasından satış süreçlerine kadar işimizin her alanına entegre etmeyi, dijitalleşmeyi hızlandırmayı ve tüketiciye daha yüksek katma değer sunan inovatif ürünleri artırmayı hedefliyoruz. Öte yandan çevreye ve insan sağlığına duyarlı su bazlı ürünlerin payını büyüterek sürdürülebilir büyümemizi güçlendirmeyi amaçlıyoruz.Marshall'ın köklü mirasını korurken aynı zamanda geleceği tasarlayan bir marka olmasını önceliklendiriyoruz. Bizim liderlik yaklaşımımızın merkezinde de bu var: Geçmişin güvenini geleceğin ihtiyaçlarıyla buluşturmak.


2. AkzoNobel içindeki diğer ülke pazarlarıyla kıyaslandığında, Türkiye'deki tüketici profilinin markaya yüklediği en karakteristik anlam veya misyon sizce nedir? Ülkemiz pazarında hangi farklar öne çıkıyor?

Türkiye boya pazarı son derece dinamik, talepkâr ve hızlı dönüşen bir yapıya sahip. Aynı zamanda satın alma kararlarının yaklaşık %70'inde boya ustalarının çok etkili olduğu, oldukça dinamik bir pazar. Türk tüketicisi ise estetik beklentileri yüksek, yeniliklere açık ve ürünün performansını çok yakından takip eden bir profile sahip. Bu nedenle hem Türk tüketicisinin beklentilerine karşılık veriyor hem de profesyonel uygulayıcıları yönlendirmelerini dikkate alıyoruz.

Pazarın bize yüklediği en önemli misyonun; köklü bir markanın güvenini korurken değişen tüketici beklentilerini doğru okuyarak sektöre yön veren bir dönüşüm liderliği yapmak olduğunu düşünüyorum.

Bununla birlikte, Türkiye'de boya yalnızca teknik bir ürün değil; yaşam alanlarını yenilemenin, kişisel tarzı yansıtmanın ve yaşam kalitesini artırmanın bir aracı olarak görülüyor. Bu nedenle tüketicilerimiz renk seçiminden uygulama deneyimine kadar her aşamada daha bilinçli tercihler yapıyor.

Son yıllarda sağlıklı yaşam, iç mekân hava kalitesi ve sürdürülebilirlik gibi konularda da belirgin bir farkındalık oluşmaya başladığını görüyoruz. Özellikle genç tüketiciler ve yeni nesil ev sahipleri çevresel etkisi daha düşük ürünlere daha fazla ilgi gösteriyor.

Bu dinamik yapı bizim için aynı zamanda önemli bir sorumluluk anlamına geliyor. Çünkü Türkiye pazarı, bizi sürekli daha yenilikçi, daha hızlı ve daha kullanıcı odaklı düşünmeye teşvik ediyor. AkzoNobel'in global bilgi birikimiyle Türkiye'nin güçlü tüketici iç görülerini birleştirdiğimizde yalnızca yerel ihtiyaçlara cevap vermiyor, aynı zamanda bölgesel ölçekte değer yaratabilecek çözümler de geliştirebiliyoruz.


3. Marshall Boya olarak tesisinizde Ar-Ge merkezi olan nadir kuruluşlardan birisiniz. Bu bağlamda, böyle bir merkeze sahip olmanın avantajlarınızı anlatır mısınız? Özellikle bu noktada global yapıdan gelen know-how size hangi fırsatları yaratıyor?

Boya sektöründe rekabet artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil, inovasyon kabiliyetiyle şekilleniyor. Bu noktada kendi Ar-Ge merkezimize sahip olmak bizim için çok önemli bir stratejik avantaj sağlıyor. Ar-Ge merkezimiz sayesinde değişen tüketici beklentilerini, sektörel dönüşümleri ve bölgesel ihtiyaçları çok daha yakından takip ederek bunları hızlı şekilde ürün geliştirme süreçlerimize aktarabiliyoruz. Çünkü bugün tüketiciler yalnızca renk aramıyor; daha dayanıklı, daha sağlıklı, daha sürdürülebilir ve hayatlarını kolaylaştıran çözümler talep ediyor. Bugün Dilovası tesislerimizde faaliyet gösteren, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından akredite edilmiş Ar-Ge merkezimizde yaklaşık 14 kişilik uzman ekibimiz görev yapıyor. Sattığımız ürünlerin hacimsel olarak yaklaşık %98'ini Türkiye'de geliştiriyor ve kendi tesislerimizde üretiyoruz.

Diğer taraftan AkzoNobel'in küresel bilgi birikimi bize çok önemli fırsatlar sunuyor. Bu merkez global tarafından dünyanın farklı pazarlarında elde edilen deneyimlerle şekillenerek Türkiye'deki ürün geliştirme süreçlerimize doğrudan katkı sağlıyor. Aynı zamanda Türkiye pazarından elde ettiğimiz içgörüleri de global organizasyonla paylaşarak karşılıklı bir öğrenme ve gelişim ekosistemi oluşturuyoruz. Türkiye'de geliştirdiğimiz tüketici içgörüleri ve ürün deneyimleri de global ekiplerle düzenli olarak paylaşılıyor. Böylece yalnızca global know-how'dan faydalanan değil, global bilgi havuzuna katkı sağlayan ülkelerden biri olarak konumlanıyoruz.

Amacımız, Türkiye'yi yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda bölgesel ölçekte değer üreten bir inovasyon üssü olarak daha da güçlendirmek.


4. Marshall Boya, nihai tüketiciden profesyonel boyacılara ve mimarlara kadar uzanan çok katmanlı hedef kitleye ulaşırken, pazarlama iletişiminde dijital kaslarını nasıl konumlandırıyor? Yapay zekâ, artırılmış gerçeklik gibi teknolojiler stratejinizin neresinde yer alıyor?

Dijitalleşme artık yalnızca bir iletişim kanalı değil, tüketici deneyimini baştan sona yeniden şekillendiren bir dönüşüm alanı. Biz de Marshall olarak teknolojiyi yalnızca üretimde verimlilik sağlayan bir araç olarak değil, tüketicilerimizle daha güçlü ve anlamlı bağlar kurmanın bir yolu olarak görüyoruz.

Çünkü bugün nihai tüketiciden profesyonel uygulayıcılara, mimarlardan tasarımcılara kadar tüm paydaşlarımız daha hızlı, kişiselleştirilmiş ve kolay deneyimler bekliyor. Bu nedenle dijitalleşmeyi iş yapış kültürümüzün merkezine konumlandırarak sadece bir verimlilik aracı olarak değil, gelecekteki rekabet gücümüzü şekillendiren temel bir yapı taşı olarak kabul ediyoruz.

Yapay zekâyı ise çok daha geniş bir perspektiften ele alıyoruz. Veri analitiğinden tüketici içgörülerinin analizine, ürün geliştirme süreçlerinden müşteri deneyiminin iyileştirilmesine kadar birçok alanda yapay zekânın sunduğu fırsatlardan yararlanıyoruz. Önümüzdeki dönemde yapay zekâyı talep planlaması, satış tahminleri ve operasyonel süreçlerde de daha etkin kullanmayı hedefliyoruz.

Geleceğin markaları, teknolojiyi yalnızca operasyonel verimlilik için kullanan değil, insan ihtiyaçlarını daha iyi anlayan ve daha kişiselleştirilmiş deneyimler sunabilen markalar olacak. Biz de Marshall'ın dijital dönüşüm yolculuğunu tam olarak bu anlayışla şekillendiriyoruz.


5. Karbon ayak izini azaltan, geri dönüştürülebilir veya düşük VOC'li yeni nesil ürünleriniz öne çıkarken; teknoloji, sürdürülebilirlik ve kullanıcı deneyimi ekseninde geliştirdiğiniz çözümlerinizi anlatır mısınız? Söz konusu ürünlere Türk tüketicisinin ve profesyonellerinin yaklaşımı nasıl? Pazarda sürdürülebilirlik bilincini derinleştirmek için nasıl bir rol üstleniyorsunuz?

Sürdürülebilirlik artık boya sektöründe geleceğe yönelik bir hedef değil; bugünün iş yapış biçimini belirleyen temel bir unsur haline geldi. Biz de Marshall olarak sürdürülebilirliği ürün geliştirmeden üretime, tedarik zincirinden müşteri deneyimine kadar tüm süreçlerimizin merkezine yerleştiriyoruz.

Düşük VOC'li ve su bazlı ürünlerimizin yaygınlaştırılması, daha uzun ömürlü yüzey teknolojileri geliştirilmesi ve çevresel etkisi daha düşük çözümlerin artırılması bu yaklaşımımızın önemli parçalarını oluşturuyor. Son dönemde geliştirdiğimiz çizilme direnci yüksek Sil-Pak Plus ve yüksek kapatıcılık sunan Luksima gibi ürünlerimiz, sürdürülebilirliği kullanıcı deneyimiyle buluşturan inovasyon yaklaşımımızın önemli örneklerini oluşturuyor. Daha uzun ömürlü yüzeyler sunarak hem kullanıcıya hem de kaynak kullanımına katkı sağlıyoruz.

Ancak bizim için sürdürülebilirlik yalnızca çevresel etkilerin azaltılması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda kullanıcı deneyimini geliştiren, daha uzun ömürlü ve daha fonksiyonel ürünler geliştirmeyi de kapsıyor.

Türkiye'de özellikle genç tüketiciler arasında bu konularda önemli bir farkındalık oluşmaya başladığını görüyoruz. İç mekân hava kalitesi, düşük koku, çevresel etki ve enerji verimliliği gibi başlıklar giderek daha fazla önem kazanıyor.


6. Marshall Boya olarak küresel çapta yürüttüğünüz "Renklendir Hayatı" projesi ile okullardan sokaklara kadar pek çok alanı dönüştürdünüz. Söz konusu projeyi dönemsel bir kampanya olmaktan çıkarıp markanın kalıcı bir omurgası haline getirmeyi nasıl başardınız? Gelecek dönemde bu projeyle dokunmayı hedeflediğiniz yeni toplumsal alanlar neler?

Marshall olarak renklerin, insanların ruh halini, yaşam kalitesini ve çevreleriyle kurdukları bağı dönüştürme gücüne sahip olduğuna inanıyoruz. "Renklendir Hayatı" yaklaşımı da tam olarak bu yaklaşımdan doğdu.

Bugüne kadar eğitim alanlarından kamusal yaşam alanlarına kadar pek çok projede yer aldık. Özellikle çocukların daha ilham verici ve daha iyi öğrenme ortamlarında bulunmalarını destekleyen okul projelerinde bulunduk. Bu projeyi kalıcı kılan unsur da tam olarak bu yaklaşım oldu. Çünkü burada yalnızca mekânları boyamıyoruz; yaşamlara dokunuyor, toplulukları bir araya getiriyor ve insanların kendilerini daha iyi hissettikleri alanlar oluşturuyoruz.

Önümüzdeki dönemde de eğitim, toplumsal yaşam ve ortak kullanım alanlarında daha fazla değer yaratmaya devam etmek istiyoruz. Renklerin dönüştürücü gücünü daha fazla insana ulaştırmayı ve toplumsal faydayı büyütmeyi hedefliyoruz.


7. 2026 için "Yılın Rengi"ni mavi olarak açıkladınız ve bu doğrultuda üç yeni mavi tonu belirlediniz. AkzoNobel'in uzun yıllara dayanan içgörülerini sentezleyerek oluşturduğunuz bu ürün yelpazesini anlatır mısınız? Renk trendlerini belirlerken hangi dinamikleri baz alıyorsunuz? Oluşturduğunuz bu seçkiler satış grafiklerinize ve marka sadakatine nasıl yansıyor?

Yılın Rengi projemiz bizim için yalnızca bir renk belirleme süreci değil; içinde yaşadığımız dünyanın ruh halini ve insanların değişen ihtiyaçlarını anlamaya yönelik kapsamlı bir çalışma. AkzoNobel Global Estetik Merkezi’nde dünyaca ünlü renk uzmanları, tasarımcılar, mimarlar ve trend analistleri her yıl farklı coğrafyalardaki sosyal, kültürel ve ekonomik değişimlerin analiz edilerek yapıldığı oldukça kapsamlı bir kampanya.

Bu yıl öne çıkan mavi tonlarının temelinde insanların daha fazla dinginliğe, güven duygusuna ve zihinsel nefes alanlarına ihtiyaç duyması bulunuyor. Mavi; sakinliği, açıklığı ve umut duygusunu temsil ediyor. Özellikle hızlı ve yoğun şehir yaşamının içinde insanlar evlerini bir sığınak, bir yenilenme alanı olarak görüyor.

Biz de üç farklı mavi tonuyla tüketicilere farklı ruh halleri ve yaşam tarzlarına hitap eden alternatifler sunuyoruz. Çünkü bugün evler yalnızca yaşanan mekânlar değil; çalıştığımız, dinlendiğimiz, sosyalleştiğimiz ve kendimizi yeniden bulduğumuz çok katmanlı yaşam alanlarına dönüştü.

Yılın Rengi çalışmalarımızın satış performansına ve marka sadakatine de olumlu katkı sağladığını görüyoruz. Çünkü tüketiciler yalnızca boya satın almıyor; kendilerini ifade edecek, yaşam alanlarında belirli bir atmosfer yaratacak ilham arıyorlar.

Marshall olarak bizim rolümüz de tam burada başlıyor. Biz yalnızca renk sunmuyor, insanların yaşam alanlarına dair hayallerine ve duygularına rehberlik ediyoruz. Çünkü geleceğin markalarının yalnızca ürün geliştiren değil, insanlara ilham veren markalar olacağına inanıyoruz.


8- Dinamik ve bir o kadar da potansiyeli yüksek bir pazarda, global bir devin Türkiye operasyonunun başında olan güçlü bir lider olarak, size göre bugünün dünyasında bir CEO'nun en önemli özellikleri neler olmalı? Geleceğin dünyasına nasıl hazırlanmalı?

Bugün CEO'luk rolü, yalnızca operasyonları yönetmekten veya finansal sonuçları takip etmekten çok daha fazlasını ifade ediyor. Belirsizliklerin arttığı, teknolojinin iş yapış biçimlerini hızla dönüştürdüğü ve tüketici beklentilerinin sürekli değiştiği bir dönemde liderlerin aynı anda stratejist, dönüşüm mimarı ve kültür taşıyıcısı olması gerekiyor. Artık uzun vadeli vizyon kadar, öngörülemez süreçleri yönetebilme yetkinliği de kritik önem taşıyor. Bu farkındalıkla, stratejik planlarımızı tek bir senaryo üzerinden değil; pazarın büyüdüğü, daraldığı veya mevcut seviyesini koruduğu farklı senaryolar üzerinden şekillendiriyoruz. Çünkü bu değişken yapıda belirsizlikleri yönetebilme becerisi, artık liderliğin en önemli kası. Bana göre günümüz liderlerinin üç temel sorumluluğu var: Değişimi öngörmek, insanı merkeze almak ve sürdürülebilir değer yaratmak.

İlk olarak liderlerin, değişimi yalnızca takip eden değil, onu okuyabilen ve organizasyonlarını geleceğe hazırlayabilen bir vizyona sahip olmaları gerekiyor. Yapay zekâdan dijitalleşmeye ve yeni nesil tüketici beklentilerine kadar pek çok başlık iş dünyasını yeniden şekillendiriyor. Bu dönüşümlere uyum sağlamak artık rekabet avantajı değil, var olabilmenin temel şartı.

İkinci olarak, teknolojinin merkezinde her zaman insanın olduğunu unutmamak gerekiyor. En iyi stratejiler, ancak doğru ekipler ve güçlü bir kurum kültürüyle hayata geçirilebilir. İnsanların kendilerini değerli hissettiği, gelişebildiği ve anlam bulabildiği organizasyonlar, geleceğin en güçlü şirketlerini oluşturacak.

Son olarak liderlerin, kısa vadeli başarıların ötesine geçerek sürdürülebilir değer yaratmaya odaklanmaları gerektiğine inanıyorum. Bugünün CEO'ları yalnızca bir sonraki çeyreği değil, bir sonraki nesli de düşünmek zorunda.


9- Marshall Boya içinde nasıl bir kurum kültürü ve liderlik ekosistemi inşa ettiniz? Ekibinizin yaratıcılığını ve yeteneklerini nasıl besliyorsunuz?

Marshall'ın 70 yılı aşkın köklü geçmişinin en önemli gücü, sahip olduğu insan kaynağı ve güçlü kurum kültürü. Biz, köklü bir markanın deneyimini AkzoNobel'in global vizyonu ve çevik çalışma anlayışıyla birleştiren bir organizasyon yapısı oluşturmayı hedefliyoruz.

Kurum kültürünün temelinde güvenin, açık iletişimin ve ortak amaç duygusunun yer aldığına inanıyorum. İnsanlar kendilerini özgürce ifade edebildiklerinde, fikirlerinin değer gördüğünü hissettiklerinde ve hata yapmaktan çekinmediklerinde gerçek anlamda yaratıcılık ortaya çıkıyor.

Bu nedenle ekiplerimizi yalnızca görevleri yerine getiren yapılar olarak değil, birlikte öğrenen, gelişen ve çözüm üreten topluluklar olarak görüyoruz. Farklı bakış açılarını teşvik ediyor, fonksiyonlar arası iş birliklerini destekliyor ve çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştirebilecekleri alanlar yaratmaya özen gösteriyoruz.

İyi fikirler üretimden finansa, pazarlamadan satışa kadar organizasyonun her noktasından gelebilir. Bu nedenle herkesin fikirlerini ortaya koyabildiği ve değer yaratma süreçlerine katkı sağlayabildiği bir çalışma ortamı oluşturmayı önceliklendiriyoruz. Farklı disiplinlerden ekiplerin birlikte üretmesini teşvik ediyor, dijital yetkinliklerin ve yapay zekâ kullanımının organizasyon genelinde yaygınlaşmasını destekliyoruz. Geleceğin kurum kültürünün sürekli öğrenme ve çeviklik üzerine kurulacağına inanıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki, güçlü kurum kültürleri, insanlara yalnızca çalışma ortamı sunmaz; onlara gelişebilecekleri, anlam bulabilecekleri ve birlikte geleceği şekillendirebilecekleri bir alan yaratır. Marshall'da inşa etmeye çalıştığımız liderlik ekosistemi de tam olarak bu anlayış üzerine kurulu.


10- Başarılı bir lider olarak kariyer yolculuğunuzda bağlı kaldığınız altın kurallar neler?

İş dünyası sürekli değişiyor. Kendini geliştirmeyi bırakan liderler, değişimin gerisinde kalıyor. Bu nedenle merakınızı ve öğrenme isteğinizi kaybetmeyin.

Teknoloji değişebilir, pazar koşulları dönüşebilir; ancak güçlü ekipler her zaman en büyük rekabet avantajını yaratır. Bu nedenle ekiplerinizi geliştirmekten ve onlara yatırım yapmaktan çekinmeyin.

Kısa vadeli kazanımlar önemli olsa da kalıcı başarı, sürdürülebilir değer yaratmaktan geçiyor. Karar alırken uzun vadeli düşünün.

İnsanlar yalnızca başarılı şirketlerde değil, anlam üreten ve değer yaratan organizasyonlarda çalışmak istiyor. Liderlerin de bu anlamı oluşturması gerekiyor.


11- Marshall Boya'nın geleceğini şekillendiren ana unsurlar ve yatırım planları neler?

Marshall'ın geleceğini üç temel eksen şekillendiriyor: verimlilik, inovasyon ve sürdürülebilir büyüme. Hacimsel olarak büyümenin yanı sıra; bu büyümeyi daha yüksek katma değer yaratan ürünler, dijitalleşme ve operasyonel mükemmelleşmeyle gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

Bu vizyon doğrultusunda, AkzoNobel'in global bilgi birikimi ve teknoloji gücünden yararlanarak Ar-Ge çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Bugün üretim süreçlerimizin yaklaşık %95'ini yönettiğimiz otomasyon altyapımızı daha da yukarı taşıyarak üretim verimliliğimizi artırıyoruz. Eş zamanlı olarak renklendirme sistemleri yatırımlarımızı da sürdürüyoruz; Türkiye genelinde 3.000'in üzerinde noktada bulunan makinelerimize her yıl yaklaşık 1 milyon euro yatırım gerçekleştiriyoruz.

Tüm bu operasyonel ve teknolojik yatırımlarımızın yanı sıra, sürdürülebilirlik yaklaşımımızı üretim süreçlerimizden ürün portföyümüze kadar daha da derinleştirmeye odaklanıyoruz. Dijitalleşmeyi, yapay zekâ destekli süreçleri ve veri odaklı çalışma modellerini bu dönüşümün en önemli kaldıracı olarak görüyoruz. Çünkü geleceğin boya sektörünün; daha akıllı, daha sürdürülebilir ve daha fonksiyonel çözümler etrafında şekilleneceğine inanıyoruz.

Marshall olarak hedefimiz, köklü marka mirasımızı korurken Türkiye'yi yalnızca güçlü bir pazar değil, aynı zamanda bölgesel ölçekte değer üreten bir inovasyon ve üretim merkezi olarak daha ileriye taşımak. Çünkü biz, geleceği yalnızca renkle değil; teknoloji, sürdürülebilirlik ve insan odağıyla tasarlıyoruz.

 

AkzoNobel hakkında:

1792'den beri, insanların hayatlarına renk katan yenilikçi boya ve kaplama çözümleri sunuyoruz.

Dünya çapında bilinen Dulux, International, Sikkens ve Interpon gibi markalarımızla 150'den fazla ülkede faaliyet gösteriyoruz. Uzmanlığımızı günlük yaşamı sürdürmek ve iyileştirmek için kullanıyoruz. Çünkü her yüzeyin bir fırsat olduğuna inanıyoruz.

AkzoNobel Türkiye ise inșaat boyaları, toz boyalar, oto tamir boyaları, ahșap boyaları, ambalaj boyaları, bobin boyaları, gemi ve yat boyaları alanlarında İstanbul, İzmir ve Kocaeli’nde olmak üzere toplamda 4 fabrika ve 3 satıș ofisiyle faaliyet gösteriyoruz. Ülkemizdeki başlıca markalarımız: Akripol, Awlgrip, International, Interpon, Cuprinol, Hammerite, Marshall Boya, Resicoat, Sikkens ve Server Boya’dır. Gelin geleceği birlikte renklendirelim!

Daha fazla bilgi için

Tutku Konuk Altındal, Güney ve Doğu Avrupa İletişim Müdürü

Veriler alınıyor, lütfen bekleyin...